Yeni kısa hikayeler eklendiğinde epostanıza gelsin

E-posta adresinizi gönderdikten sonra size gönderilen e-postayı onaylamanız gerekmektedir.
Eposta adresinizi giriniz:

Eylül 12, 2006

Eldiven

Arenada, butun sovalyelerin asik oldugu ve evlenmek istedigi harikulade guzel prenses kral babasiyla birlikte oturuyor, cevreleri genc ve yakisikli sovalyelerle dolu, hepsi bir kucuk tebessum icin bekliyorlar.


Borazanlar caliniyor ve aslanlar cikiyorlar arenaya, kocaman yeleleri, gergin belleri, iri penceleriyle kukreyerek dolasiyorlar. Prenses zarif ellerini saklayan uzun eldivenlerden birini cikartip aslanlarin arasina atiyor.

-Kim eldivenimi alip bana getirirse onunla evlenecegim.

Muthis bir sessizlik oluyor, bir anda herkes susuyor. Bir sovalye digerlerinden ayriliyor, tas merdivenlerden agir agir inmeye basliyor, parlak cizmelerinin cikardigi adim sesleri tek tek duyuluyor. Arenaya giriyor, aslanlar hareketsiz ve saskin, bu cesur sovalyeye bakiyorlar, o hicbirine aldirmadan eldiveni aliyor, gene adim sesleriyle tas merdivenleri cinlatarak cikiyor.

Eldiveni prensesin kucagina biraktiktan sonra, kendisine hayranlikla donen prensese bir kez bile bakmadan yuruyup gidiyor.

Nietzsche "Tanriyi ve insanlari deneme," diyor. Schiller"Eldiven " siirini yaziyor. Biz herkesi her zaman deniyoruz, emin olmak, guvenmek
istiyoruz, sevgisini ve bagliligini her an kanitlasin, hayatini ve her seyini tehlikeye atsin ve bunu binlerce kez yapsin istiyoruz.

Kendimizle ve korkularimizla oylesine doluyuz ki, hicbir duyguyu, hicbir insani, hicbir nesneyi oldugu gibi butun gercekligiyle goremiyoruz, her sey kendimizle ve korkularimizla olusturdugumuz prizmalardan kirilarak ulasiyor bize, herseyi oldugundan baska bir bicimde ve oldugundan baska bir yerde goruyoruz, belki de bu yuzden aradigimiz seyleri aramamiz gereken yerlerden baska yerlerde ariyoruz.

Mutlulukla aramiza, korkularimizi ve kendimizi sokuyoruz.......

Ahmet Altan

Hiç yorum yok:

Popüler Yayınlar